Eylül 20, 2014
 
 
 
 
 
 

Kelebek Vadisi’nde Bir Gün...

22 Ağustos 2013, Perşembe / ,
Add to Google
Kelebekleri yaz aylarında, neredeyse her zaman, her yerde görmemiz mümkün. 
 

Ama daha çok baharı müjdeler kelebekler. Baharla gelen kelebekler hemen terk etmezler ülkemizi.

Yaz boyunca misafirimiz olurlar. Bütün Türkiye’ye yayılırlar bu misafirlikleri boyunca. Ama daha çok Kelebek Vadisi’nde kalmak isterler sanki. Bu tercihleri, Kelebek Vadisi’nde kendilerini daha özgür ve daha rahat hissetmelerinden olsa gerek.

Zorlu yolculuk

Kelebeklerin ismini verdikleri bu vadiye gittim geçenlerde. Size bu haftaki Kuşbakışı’nda bu kelebekler ülkesine yaptığım yolculuğu anlatacağım. Kelebek Vadisi’ne ulaşmak için önce Muğla’nın Fethiye ilçesine varmak gerekiyor. Ardından yarım saatlik bir yolculuktan sonra 

Ölüdeniz’e…

Ölüdeniz’e vardığımda, Kelebek Vadisi’ne ulaşan önümde iki yol vardı. Ya bir tekne kiralayıp denizden vadiye ulaşacaktım ya da karayoluyla 20-25 dakikalık bir yolu katedip Faralya köyüne varacak, oradan da zorlu bir yolculuğu göze alarak vadiye inecektim. Ben ikinci yolu tercih ettim.

Babadağı eteklerinden Akdeniz’in maviliklerini seyrede seyrede ismi kadar güzel Faralya köyüne geldim. Köyün çeşitli yerlerinden Kelebek Vadisi’ni izledim biraz. Aşağısı ulaşılmaz görünüyordu. Onlarca metre aşağıda vadi bütün görkemiyle duruyordu. Yola koyuldum.

Beni kelebekler karşıladı önce. Elimde makinem, onlar önde, ben arkada uzun süre yürüdüm. Bir de baktım ki köyün altındaki bağlık bahçelik araziye kadar gelmişim. Yanımda, beni Kelebekler ülkesine götürecek Faralya köyünden Faruk da vardı.

Kelebeklerin ardından koşmaya kendimi o kadar kaptırmışım ki Faruk bir ara beni uyardı: “Abi sakın onların peşinden daha fazla gitmeyin, yoksa kendinizi uçurumun kenarında bulursunuz.” Ne yapacağımı sorduğumda ise, “Ben oraları avucumun içi gibi bilirim. Beni iyi takip et.” dedi.

Ve yokuştan inmeye başladık. Bu yolculuk hayatımda gördüğüm ve inmeye cesaret ettiğim en dik yokuştu.

Askercilik oynar gibi

Yolculuk boyunca Faruk, “Aman dikkat abi, burası kayabilir.” gibi sözlerle beni hem uyarıyor hem de zorlu yolculuk hakkında fikir veriyordu. Keçilerin bile zor gidebileceği patika yollardan aşağı doğru salınıyoruz birlikte. Yer yer yol bitiyor ve biz küçük aralıklarla ilmek atılmış iplere tutuna tutuna iniyoruz. Sessiz ve sakin güzergâhı, yine birkaç keçinin ayak sesleriyle, iki Kanadalı turistin nefes nefese ‘Oh my God’ (Aman Tanrım) yalvarışları bozuyor.

Bu bize çıkışın ne kadar zor olacağı hakkında bir fikir veriyor. Bir saatlik bir inişten sonra vadiye varmanın mutluluğunu duyuyoruz. “Önce deniz mi, şelale mi?” diye soruyor. Faruk.

Şelaleyi tercih ediyorum. Yine önümüzde kelebekler… Hem fotoğraf çekiyor hem şelaleye doğru gidiyoruz. Vadinin sıcaklığına karşı onlarca metreden aşağı süzülen şelalenin serinliği iyi geliyor. Denize doğru ilerliyoruz. Yine rengârenk binlerce kelebek.

Fotoğrafları çekerken vadiyle ilgili öğrendiklerimi hatırlıyorum: Bu vadiyi mesken tutmuş doğa aşığı Rıfat Kırdar, vadinin kelebekler için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu, mutlaka korunması gerektiğini anlatıyor. Vadiyi bütün kelebeklerin çok sevdiğini; ama en çok Kaplan Kelebeği’ni (Jersey Tiger) benimsediğini anlatıyor.

Parlak kırmızı, siyah renkleriyle hemen ayırt edilen Kaplan Kelebeği, vadinin de sembolü olmuş zaten. Etrafı dev kayalıklarla bir duvar gibi örülen vadide 30’a yakın türde gündüz ve gece kelebeği bulunuyor.

Bir tutku

Biz dönüşe geçerken vadide bulunan bir gruba ‘hoşçakalın’ diyoruz ve geldiğimiz yoldan bu sefer biraz daha uzun bir süre de yokuş tırmanıyoruz. Rıfat Bey’in tavsiyesine uyarak Fethiyeli Hasan Deniz Bayramoğlu’nu ziyaret edip kelebek koleksiyonunu görüp, rengârenk kelebekleri inceliyoruz. Bizi en çok Fethiye’de bir kelebek serası kurulması ve yeni türlerin de burada yetiştirilmesi projesi heyecanlandırıyor.

Kelebeğin yolculuğu

Kelebeklerden bu kadar bahsetmişken, bir de onlarla ilgili birkaç kısa bilgi edinelim ve yazıyı bitirelim: Dünyada 170 bin tür kelebek var ve bunların 5 bin türü Türkiye’de yaşıyor. Cinslerine göre farklılık gösterse de genelde geceleri uyuyup gündüzleri uçarlar. Sabah erkenden günün ilk ışıklarıyla çiçeklere koşarlar.

Kelebekler çiçeklerden beslenebilmek için yeterli sıcaklığı da beklerler. Kelebekler çok kısa yaşar, hayatları bir haftada son bulur. Kışa kadar birçoğu ölür veya kış uykusuna dalar. Yaz ortaları ise olgunlaştıkları dönemdir.

 
E-bülten Üyelik
Yazarlar
AHMED ŞAHİN AHMED ŞAHİN
Birazcık Dinlenmeye Ne Dersiniz?
HÜSEYİN ODABAŞI HÜSEYİN ODABAŞI
Öğretmenler!
Güler Selim Güler Selim
Ben, Başbakan
HEKİMOĞLU İSMAİL HEKİMOĞLU İSMAİL
Paşa!
Nazlı Özburun Nazlı Özburun
Farkederek Yaşama Becerisi
Dr. İsa Yetim Dr. İsa Yetim
Yumurtanın Önemi